Lala, Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar hakkında Atabey karşılığı olarak kullanılan bir tâbir olduğu gibi, şehzâdelerin mürebbilerine de bu ad verilirdi. Saraya alınan acemilerin terbiyesine memur edilenlere de denir.
Osmanlı devrinde önemli devlet adamları ve zenginler de çocuklarının terbiyesine bakmak üzere “lala” istihdam ederlerdi. Lala, görünüşte hizmetkâr vaziyette idiyse de, terbiyesi kendisine havale olunan çocuğa karşı âmir yerinde bulunur; esasen yaşlı ve kâmil insanlardan seçildikleri için çocuklar da kendisine bir öğretmeni bir hoca gibi saygı duyardı.

Osmanlı padişahlarının çocukları olan şehzadelere de devlet sistemi ve diğer konularda eğitim veren lalaların, Osmanlı devlet teşkilatı içinde önemi büyüktür. Osmanlı şehzadeleri bir sancağa gittiklerinde yanlarında bulunan lala bölgenin idaresinden ve şehzâdenin eğitiminden sorumlu olurdu.

Lalalık sistemi, Eski Yunan ve Roma’da da görülmüştü. Okulların çok az olduğu Roma’da, asilzadeler çocuklarının eğitimi için lalalar görevlendirmiştir.

Lalanın sözlük anlamı ise, “çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse” olarak tanımlanabilir. Ayrıca padişahlar zaman zaman vezirlerine seslenirken de bu şekilde hitap ederdi.