girdap

Bir akışkanın basınç farklılaşması sebebiyle bir eksenel merkez etrafında dönmesi hareketine girdap denir. Çevresinde döndüğü eksen düz veya eğri, tek veya çok, bir yerde sabit kalan veya gezici türde görülebilir. İçtiğimiz çayda olduğu gibi akışkanın herhangi bir dış etkence karıştırılmasıyla girdap oluşumu gerçekleşir. Teknelerin dümen suyunda, hareket eden uçakların arkasında, tekne küreğinin çekilmesiyle, bazı rüzgar oluşumlarında dönen girdapları görebilmek mümkündür. Bu doğa olayı Bernoulli tarafındfan ortaya konmuş akışkanlar mekaniği ilkeleriyle açıklanabilmektedir.Girdap

Bernoulli kanununa göre akışkanlarda basınç hız ile ters orantılıdır. Girdap merkezinde hız çok yüksekken basınç ise çok düşüktür. Merkezden uzaklaştıkça tam tersi bir şekilde basınç yüksektir hız ise düşük kalır. Bu halde basıncın yüksek olduğu bölgeden, basıncın düşük olduğu bölgeye doğru akışkan hareket etme eğilimi gösterir. Basıncın düşük olduğu bölge yüksek basıncın ortasında kalması halinde, alçak basınç bölgesi merkez olmaya başlar ve böylece girdaplaşma gerçekleşir. Bir bölgede akışkanın harekete geçmesi başka bir kuvvetin etkili olmasını gerektirir. Her etki bir tepkiyi doğururken, tepki de tekrar yeni bir etkiye dönüşür.

 

Lala, Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar hakkında Atabey karşılığı olarak kullanılan bir tâbir olduğu gibi, şehzâdelerin mürebbilerine de bu ad verilirdi. Saraya alınan acemilerin terbiyesine memur edilenlere de denir.
Osmanlı devrinde önemli devlet adamları ve zenginler de çocuklarının terbiyesine bakmak üzere “lala” istihdam ederlerdi. Lala, görünüşte hizmetkâr vaziyette idiyse de, terbiyesi kendisine havale olunan çocuğa karşı âmir yerinde bulunur; esasen yaşlı ve kâmil insanlardan seçildikleri için çocuklar da kendisine bir öğretmeni bir hoca gibi saygı duyardı.

Osmanlı padişahlarının çocukları olan şehzadelere de devlet sistemi ve diğer konularda eğitim veren lalaların, Osmanlı devlet teşkilatı içinde önemi büyüktür. Osmanlı şehzadeleri bir sancağa gittiklerinde yanlarında bulunan lala bölgenin idaresinden ve şehzâdenin eğitiminden sorumlu olurdu.

Lalalık sistemi, Eski Yunan ve Roma’da da görülmüştü. Okulların çok az olduğu Roma’da, asilzadeler çocuklarının eğitimi için lalalar görevlendirmiştir.

Lalanın sözlük anlamı ise, “çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse” olarak tanımlanabilir. Ayrıca padişahlar zaman zaman vezirlerine seslenirken de bu şekilde hitap ederdi.