Mavi-zehirli-ok-kurbagasi
Zehirli Ok Kurbağası
Zehirli Ok Kurbağa

Zehirli ok Kurbağası (Dendrobatidae), Anura (kurbağalar) takımının Orta ve Güney Amerika’da yaşayan bir familyası. 175 kadar keşfedilmiş türü bulunmaktadır. Dünyanın en zehirli hayvanlarıdır. Bir insan onlara dokunduğunda felç olabilir. Kendisini takip eden mavi halkalı ahtapotun zehri siyanürden 10.000 kat daha güçlü olmasına karşın, Zehirli ok kurbağasını yakalayamamıştır. Bu kurbağayı yutan bir insan 1 dakikadan az bir zamanda yaşamını yitirir. Batrakotoksin (Batrachotoxin) denilen zehri bilinen en etkili zehirden bile 250 kat güçlüdür. Boyu yalnızca 2,5 cm olmasına rağmen, bir insan ona dokunduğu anda vücuduna 400 farklı alkali zehir yayılmaya başlar. Zehir kana karışırsa 1 dakika içerisinde öldürebilir. Derisindeki zehir 30.000 fare ya da 150 insanı öldürebilecek güçtedir. Bilimciler bu zehri bir sinek ve karınca türünü yemesi nedeniyle derisindeki keselerde ürettiğini keşfetmişlerdir.

corek-otu

Çörek otu yıllık otsu bir bitkidir, tohumlarından çoğalır. Kumlu gevşek toprakları sever, çiçeklenme dönemine kadar su ister daha sonra sulanmaz. Tohumları haşhaş bitkisinde olduğu gibi kozalak (Kapsül) içerisinde olgunlaşır. Tohumları 2–3 mm boyunda 3 yüzeyli mat olmayan siyah renklidir. Çok yağlı bir tohum değildir. Yağ oranı %18’dir.

Kimyası

Çörek otu bol miktarda conjuge linoleik (18:2) asit, thymoquinone, nigellone, melanthin, nigilline, damascenine, ve tannin barındıran yağ içerir. Melanthin büyük dozlarda alındığında zehirlidir ve nigelline ise felç yapıcıdır. Bundan dolayı bu baharat ılımlı miktarlarda kullanılmalıdır.

Çörek otu sitokormlar üzerinden birlikte kullanıldığı birçok ilacın yıkım hızını etkiler ve bu ilaçların vücutta istenmeyen birikimler yapmasına veya erken yıkım ile tedavi dozlarının altında kalmalarına yol açabilir.

Faydaları

Astım, 10 yılında yapılan bir dizi laboratuvar çalışması sonucunda çörek otunun astım hastalığına yönelik olumlu etkilerinin olduğu kanıtlandı ve bu araştırma sonucu Phytomedicine dergisinde yayınlandı.

Yüksek Tansiyon, Fundamentals of Clinical Pharmacology (Klinik Farmakolojisi’nin Temelleri) adlı dergide yayınlanan laboratuvar araştırmaları sonucu göstermektedir ki, çörek otu yüksek tansiyonu düşürme noktasında önemli bir fonksiyon üstlenmektedir.

Parkinson Hastalığı, Neuroscience Letters’da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, thymoquinon özünün parkinsona bağlı toksisite nöronlarını koruduğu gözlemlenmiştir.

Meme Kanseri, Birleşik Devletler Mississipi Üniversitesinde yapılan deneyler sonucunda meme kanserine neden olan kanser hücreleri yavaşlatmada başarılı olduğu ortaya konmuştur.

Şeker Hastalığı, Tohoku J Exp Med Dergisinde yayınlanan laboratuvar çalışmaları sonucuna göre, Türkiye 100. Yıl Üniversitesinde, araştırmacılar tarafından fareler üzerinde yapılan deneyler sonucu çörek otu yağının kan şekerini düşürme noktasında önemli rol aldığı ortaya konulmuştur.

Türler

Yabani çörek otu (Nigella arvensis)
Fırıldak çörek otu (Nigella ciliaris)
Şam çörek otu (Nigella damascena)
İspanya çörek otu (Nigella hispanica)
Nigella integrifolia
Nigella nigellastrum
Sarı çörek otu (Nigella orientalis)
Nigella oxypetala
Adi çörek otu (Nigella sativa)
Nigella segetalis

Proboscis_maymunu

Proboscis maymunu aynı zamanda uzun burunlu maymun olarak da bilinir. Bu maymun türünün en belirgin özelliklerinden biri erkeklerinin burunlarının oldukça uzun (7inch) olmasıdır. Bu burunlar hem çiftleşmede hem de uyarı çağrılarını genişletmek amacıyla oluşturulan bir çınlama çemberi olarak kullanılmaktadırlar. Herhangi bir nedenle huzursuz olursa maymunun burnu kanla dolar ve çıkardığı sesler daha gür ve belirgin bir hale gelir.

Erkek maymunlar dişilere nazaran çok daha büyüktürler ve boyutları 72 cm’i bulabilir kuyruğu ile bu uzunluk 75 cm’e kadar çıkar kiloları ise yaklaşık 25 kg’dır. Dişi maymunlar ise 60 cm uzunlukta ve 12 kg ağırlıktadırlar. Proboscis maymunları boyut olarak dişi ve erkek arasındaki farkın en belirgin olduğu maymun türüdür.

Proboscis maymununun aynı zamanda çok büyük bir midesi vardır. Sindirim sistemi kompartmanlara ayrılmıştır; bu kompartmanlarda bulunan bakteriler selülözü sindirir ve yapraklarda bulunan toksinleri etkisiz hale getirirler. Bu sayede maymun yaprak yiyebilir. Proboscis maymununun midesi tüm vücudunun dörtte birini oluşturur. Bu benzersiz sindirim sisteminin yan etkisi ise olgunlaşmış meyveleri sindiremiyor olmasıdır; bu nedenle proboscis maymununun diyetini tohum yaprak ve olgunlaşmamış meyveler oluşturur.
uzun-burunlu-maymun

Dişiler 5 yaşındayken cinsel olgunluğa ulaşırlar. Genel olarak Kasım – Şubat ayları arasında olan çiftleşme döneminde birleşme sadece yarım dakika sürer ve yeni bireyin doğması Mart – Mayıs aylarında gerçekleşir (170 – 200 gün).

Borneo adasında endemik olan bu tür ayrıca Burnei, Endonezya ve Malezyada’da bulunabilir. Genel olarak sahillerde ve nehir kenarlarında yaşarlar. Ayrıca bataklık ormanları, bodur bataklık ormanları, kauçuk ormanları, kalker tepe ormanlar, tropikal ormanlar ve sarp kayalıklarda da bulunabilirler. Suya oldukça yakın yaşamayı tercih ederler yani en sucul primatlardandırlar ve iyi de yüzücüdürler. Su altında 20 metre kadar yüzebilmektedirler. Sucul olmalarından dolayı, bazılarının baş avcılarından olan timsahlardan kaçabilmeleri için ayakları perdeli bir şekilde evrimleşmiştir.

Bir çok enteresan özelliği olan bu türün bir diğer enteresan özeliği de mevsimsel olarak diyetlerini değiştirmeleridir. Ocak – Mayıs ayları arasında meyve yerlerken Haziran ve Aralık ayları arasında yaprak yemektedirler.

Fakat ne yazık ki insanoğlu bu türün de sonunu getirmek üzere… Koruma altına alınan türlerden biri olan Nasalis larvatus’un 1977 yılında 6.400 civarında bulunduğu tahmin edilirken, son yapılan sayımlarda bu sayının 1.000e gerilediği görülmüştür. Borneo’da bu türü avlama yasağı getirlimiştir.

Sinekkapan bitki

Sinekkapan bitkisi veya Venüs Sinek Kapanı veya Böcekkapan bitkisi, Dionaea muscipula familyasından, ABD’nin güneydoğusundaki sulak alanlarda yetişen, böcek ve örümcekgiller ile beslenen bir bitki. Çok yıllık bir bitki olan sinekkapan, etçil bir bitkidir. Dikenli yapraklarını kapatarak, yaprağın üzerinde bulunan avını sıkıştırır. Özel sindirici sıvı salgılayarak avını öldürür ve beş ila yirmi gün arasında sindirir. Araştırmalar sonucunda böcekkapan bitkisinde elektrik içeren bir mekanizmanın olduğu iddia edilmiştir. Bitki yapraklarının iki ucunda yer alan üçgen şeklindeki üçer tüyün, fiziksel uyarımları elektriksel uyarılara dönüştürebilme özelliği olduğu ve avın yaprak üzerindeki hareketi ile bitkinin elektrik mekanizmasını kullanarak avını yakalayabildiği saptanmıştır.

Sinek Kapan bitkisi peat moss adı verilen baltık torfunda yaşar. Bu torf minerallerden arınmıştır. Bitki kökü ile alamadığı besini alabilmek için evrimleşmiş ve kapan ile avlarını yakalamaya adapte olmuştur. Bitki gereken tüm ihtiyaçlarını kapanları sayesinde almaktadır.

Sinekkapanın rozet biçiminde yayılmış dört ile sekiz yaprağı ve şemsiyemsi beyaz çiçeklerle son bulan bir sapı bulunur. Her yaprağın ayası uca doğru ip gibi uzar. Bunun iki yanında bir menteşenin iki kanadı gibi bakışımlı ve yassı iki lop yer alır. Lopların kenarları kıllarla çevrilidir. Üst yüzlerinin ortasına doğru en küçük temasa bile duyarlı, üç sert kıl vardır. Bir böcek bu kıllardan birine bir kez dokunursa kapan kapanmaz. Bir kıla dokunduktan sonra başka bir kıla veya yirmi saniye içinde tekrar aynı kıla dokunursa kapan menteşemsi iki kanadı harekete geçerek üst üste gelir ve kenardaki kıllar birbirine girerek hayvanı içeriye hapseder. Bunun amacı yanlış alarmları önlemektir.

Tuzağın dişleri aralık kalacak şekilde kapanır. Bu sayede yaprakta yer alan büyük av küçük aralıktan kaçamazken, küçüklerin kaçmasına izin verilmiş olur. Bitkinin kapanı yalnızca üç defa tuzak kurabilir ve bitki bu yüzden büyük avları tercih eder. Kapanın kapanma hızı, nem miktarı, ışık, avın boyutu ve genel yetişme koşulları gibi etkenlere bağlı olarak değişebilir. Yaprak üzerindeki avın kaçmak için çırpınma hareketi, bitkinin avını daha kolay sindirmesine yardımcı olur. Yaprağın üzerinde bulunan çok sayıda küçük salgı bezi, proteolitik, asitli bir öz su salgılar. Bu sıvı, böceği öldürerek yumuşak kısımlarını eritir, bitki bu erime ürününü soğurur ve tuzak birkaç hafta sonra tekrar açılır. Kuruyan kapanlar bitkiye zarar vermemesi için kesilir. Her kapanın sadece bir kerelik ömrü yoktur. Yağmur suları kapanı tetiklemez. Yanlışlıkla kapanan kapanlar yaklaşık yarım saatte açılır. Bitkinin üzerinde geliştiği turbalı toprakların azot eksikliğini gidermek üzere bu şekilde elde edilen azotlu besinleri kullandığı sanılmaktadır, ama bu kesin bir olgu değildir.

Bilim insanları, sinekkapan bitkisinin Drosera (sundews) ile yakından ilişkili olduğu sonucuna varmışlardır.

Sinekkapan bitkileri, tohumdan yetiştiği zaman dört veya beş yılda olgunluğa ulaşırlar. Doğru koşullarda yetiştiği takdirde ise yirmi ila otuz sene yaşayabilirler. Sinekkapan bitkisi, kış aylarında domancy ismi verilen bir kış uykusuna yatarlar. Bu uyku döneminde kapanları kararır ve dökülür, bitki normal görünümünden uzaklaşır. Bahar ayı geldiğinde ise bitki tekrar yeni kapanlar oluşturarak eski görünümüne kavuşur. Genç bitkiler ilk birkaç sene boyunca kış uykusuna ihtiyaç duymazlar.