hindistan_bayrak

Hindistan

Hindistan ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti, Güney Asya’da bulunan bir ülkedir. Dünyanın en büyük yedinci coğrafi alanı ve en büyük ikinci nüfusuna sahip olan ülkedir. Ulusal marşları “Jana Gana Mana” dır. Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir.Hindistan nominal fiyatlarla dünyanın en büyük on ikinci ekonomisine ve Satın Alma Gücü Paritesi’ne göre dünyanın en büyük dördüncü ekonomisine sahiptir.

Dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi’nin bulunmasıyla birlikte Hindistan’ın deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Batısında Pakistan, kuzeydoğusunda Çin, Nepal ve Bhutan ve doğusunda Bangladeş ve Myanmar ülkeleri ile sınır paylaşmaktadır. Ayrıca Sri Lanka, Maldivler ve Endonezya’ya çok yakındır.

Hindistan'ın Dünya'daki Yeri

İndus Vadisi Uygarlığı, tarihi ticaret yolları ve büyük imparatorlukların yer aldığı bölge olan Hint Yarımadası, uzun tarihin çoğu boyunca ticari ve kültürel zenginliği için biliniyordu. Hindistan, dünyanın en önemli dinlerinden olan Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Sihizmin doğum yeridir. Ayrıca, Zerdüştlük, Yahudilik, Hristiyanlık dinleri M.S. birinci yüzyıldan itibaren ülkeye gelerek bölgenin çeşitli kültürünü şekillendirdi.

Hindistan, 28 tane eyalet ve birlik bölgesinden oluşan ve parlamenter demokrasi olan bir cumhuriyettir. Borsa sayılarına göre dünyanın en büyük on ikinci ekonomisine ve dünyanın en büyük dördüncü satın alma gücü paritesine sahiptir. 1991’den beri uygulanan ekonomik inkılapları nedeniyle dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisidir. Buna rağmen yoksulluk ve kötü beslenme oranları hâlâ çok yüksek, okuryazarlık ise çok düşüktür. Çin ile birlikte dünya gezegeninde nüfusu 1 milyar sınırının üstündeki iki ülkeden birisi olarak önemli bir yere sahip olan Hindistan, daha yüksek olan nüfus artış hızı sebebiyle yakın bir gelecekte dünyanın en kalabalık ülkesi olacaktır.

İdari bölümler

 

Hindistan, yirmi sekiz tane eyalet ve yedi tane birlik bölgesinden oluşan bir Federal Cumhuriyettir. Her eyalet, Puduçeri ve Delhi kendi seçilen hükümetlerine sahiptir. Diğer beş birlik bölgesinin kendi atanmış memurları vardır ve böylece doğrudan Cumhurbaşkanı’nın idaresi altındadır. 1956’da uygulanan “States Reorganisation Act”‘ine göre eyaletler, dillere göre oluşmakta ve günümüzde de bu uygulama devam etmektedir. Eyaletler ve birlik bölgeleri 610 tane ilçeye de bölünür.

Eyaletler:
  1. Andhra Pradeş
  2. Arunaçal Pradeş
  3. Assam
  4. Bihar
  5. Chhattisgarh
  6. Goa
  7. Gucerat
  1. Haryana
  2. Himaçhal Pradeş
  3. Cemmu ve Keşmir
  4. Carkhand
  5. Karnataka
  6. Kerala
  7. Madhya Pradeş
  1. Maharaştra
  2. Manipur
  3. Meghalaya
  4. Mizoram
  5. Nagaland
  6. Orissa
  7. Pencap
  1. Racastan
  2. Sikkim
  3. Tamil Nadu
  4. Tripura
  5. Uttar Pradeş
  6. Uttarakhand
  7. Batı Bengal

Birlik bölgeleri:

  1. Andaman ve Nikobar Adaları
  2. Çandigarh
  3. Dadra ve Nagar Haveli
  4. Daman ve Diu
  5. Lakşadvip
  6. Delhi Bölgesi
  7. Puduçeri

Din

Din Hindistan’da bir hayat tarzıdır. Bütün Hint geleneklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Birçok Hint için din, günlük işlerden eğitim ve politikaya kadar hayatın her safhasına nüfuz etmiştir. Laik Hindistan, Hindu, İslam, Hristiyanlık, Jainizm, Sihizm ve diğer sayısız dini geleneğe ev sahipliği yapar. Hinduların yanında Müslümanlar önde gelen dini gruptur ve Hint toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır. Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir. Hindistan’da tüm dinlerce kabul edilen ortak uygulamalar vardır ve her yıl çeşitli müzik ve dans festivalleri tüm topluluklarca kutlanır. Her birinin kendi hac yerleri, kahramanları, efsaneleri ve hatta mutfak alışkanlıkları vardır ki bu toplumun temel özelliği olan özgün farklılık içinde karışır gider.

Hinduizm

Bir dinî gelenekler dermesi olan Hinduizmin temelini belirleyen inanışları tanımlamak pek kolay değildir. Zira Hindistan nüfusunun büyük çoğunluğunun sahip olduğu bu inancı şekillendiren öğretiler; tek bir felsefeden ibaret değildir. Hinduizm belki de bu şekilde hem teorik alanda hem de uygulamada farklılıklar içerdiğinden dolayı “dinler mozaiği” diye anılabilecek tek dinî gelenektir. Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal kitabı yoktur. Rig Veda, Upanişadlar ve Bhagavad Gita; Hinduların kutsal metinleri olarak gösterilebilir. Çoğu dinlerin aksine Hinduizm, tek bir tanrıya tapınmayı öngörmez. Bir Hindu; Şiva, Vişnu, Rama, Krişna veya diğer tanrı ve tanrıçalara tapabilir ya da her ferdin içinde yer alan “Yüce Ruh”a veya “Yıkılmaz Ruh”a inanabilir ve hâlâ Hindu olarak anılabilir. Terazinin bir yanında nihaî hakikat yolunda bir arayış; diğer tarafında ise ruhlara, ağaçlara ve hayvanlara tapan mezhepler vardır. Hinduizm’de sadece tanrı ve tanrıçalarla ilgili değil; güneş, ay, gezegenler, nehirler, okyanuslar, ağaçlar ve hayvanlarla da ilgili festivaller (şenlik) ve törenler vardır. En popüler olanları Deepavali, Holi, Dussehra, Ganesh Chaturthi, Pongal, Janamasthmi ve Şiva Ratri festivalleridir. Hinduizmi ilginç kılan ve Hint geleneğini zenginleştirip renklendiren; bu sayısız şenlik etkinlikleridir.[5] Hint Mitolojisi ve Yaşayan Tanrılar Mahabharata ve Ramayana gibi destansı kahramanların ölümsüz olduğuna ve insanlar gibi hayatta olduklarına inanılır. Hinduizm tanrıları; hem insanüstü hem de insan gibidir ve onlara karşı ayrı bir sıcaklık ve aşinalık duygusu vardır. Ramayana kahramanı Rama; onur ve cesaret gibi nitelikleri temsil eder ve bir erkeklik modeli olarak görülür. Karısı Sita tipik bir Hint kadınıdır ve kocasıyla beraber sürgündeyken Lanka Kralı Ravana tarafından kaçırılmıştır. Sita’nın Rama ve kardeşi Lakşmana ve sadık maymunu Hanuman tarafından kurtarılışı, bu son derece ilginç hikâyenin etrafında örülmüştür. Bu destandan çeşitli hikâyeler, nesilden nesile anlatılagelmiştir. Dinî panayırlar, festivaller ve âyinler; bu efsaneleri canlı tutmuştur ve her etkinlik, eski hikâyelerin yeniden anlatılması için bir fırsat olmaktadır. Mahabharata’daki heyecan verici metinler; yakın akraba olan Pandavalar ve Kauravalar arasındaki hanedan kavgasının hikâyesini anlatır. Efendi Krişna, bu büyük destanda çok önemli bir rol oynar. Kendisi; Pandavalardan Arjuna’nın arkadaşı, rehberi ve filozofudur. Arjuna ise savaş alanlarında akrabalarını öldürmekte tereddüt gösterdiğinde ona bu tereddüdü aşmasında yardımcı olur. Krişna’nın hikmetli felsefesi ve öğretileri, Bhagavad Gita’da yazılmıştır. Krişna; çocukken tereyağı çalan, gençken de flüt çalıp yaramazlık yapan bir tanrı olarak bilinse de yetişkin yıllarında daha ciddî tarafının ön plana çıktığı hikmetli bir filozof olarak tasvir edilmiştir. Hindistan’ın tamamında, Hinduların taptığı birçok tanrı ve tanrıça vardır. Bunların arasında Hinduizm için en önemli olanı; sırasıyla yaratıcı, koruyucu ve yok edici olarak bilinen Brahma, Vişnu ve Şiva üçlemesidir. Brahma’nın pusuladaki dört yöne tekabül eden dört başı vardır. Hayatı ve tüm evreni yarattığına inanılır. Vişnu; doğum ve yeniden doğum devr-i dâimini yöneten koruyucudur. Ayrıca dünyayı kötü güçlerden korumak için çok defa dünyaya geldiğine dair bir inanış vardır. Rama ve Krişna’nın, Vişnu’nun tecessüm etmiş (cismaniyet kazanmış, bir bedene girmiş) hâli olduğu düşünülür. Genellikle boynuna sarılı bir kobra yılanı ile görülen Şiva; tüm kötülükleri yok eder ve birçok tecessümü vardır. Görülemeyen tanrılar, tanrısal güçleri simgeleyen birçok imge ve putlarla temsil edilir. Birçok put, tanımsız güzelliğe ve ihtişama sahip süslü tapınaklarda korunur. Hint tanrıları; tapınaklarda, karla kaplı tepelerde, nehirlerde, okyanuslarda ve Hintlerin zihinlerinde ve kalplerinde canlıdır.

İslam

İslam Hindistan’da 8. yüzyılın başlarında Arap tüccarlar aracılığıyla girdi, fakat gerçek etkinliğini 12. yüzyılda kazandı. Hindistan’ın Müslümanlaşması büyük çoğunlukla Türklerle olmuştur. İlk olarak Gaznelilerle başlayan Türk-İslam Devletleri zinciri Tuğluklular, Lodiler, Delhi Türk Sultanlığı ve son olarak Babür İmparatorluğu’yla 1858 senesinde sona ermiştir. İngilizlerin Babür devletini ortadan kaldırmasıyla Hindistan’daki 9 asırlık Türk-İslam hükümdarlığı da sona ermiştir. Türk sultanları içinde Gazneli Mahmut, Babür Şah, Ekber Şah en meşhur olanlarıdır. 17. asırda Hindistan’da yaşamış olan İmâm-ı Rabbânî Ahmed el- Farukî El Serhendi İslam’ın yayılmasında ve doğru bir şekilde yaşanmasında fazlasıyla etkili olmuştur. Yine bu dönemden önce de Türkistanlı alimlerin ve talebelerinin İslam’ın yayılmasında büyük katkıları olmuştur. Bunlardan en çok akla gelenleri Hoca Ahmed Yesevi, Muhammed Bahaüddin Nakş-ı Bend ve Abdülkadir Geylani’dir. Hinduizmin dalları olarak ortaya çıkan Budizm, Jainizm ve Sihizm’in aksine İslam’ın anlayışları, gelenekleri ve dini pratiği bu inanca mahsustur ve evrensel kardeşliği ve her şeye gücü yeten Allah’a teslimiyeti öngörür. 12. yüzyılda Müslüman akınları ve 16. ve 17. yüzyıllardaki Babürlü Türk idaresi Hindistan’da İslamiyet’in yayılışında etkili olmuştur. İslam’ın evrensel sevgi ve barışa yönelik mesajı daha sonraları tasavvuf ehlinin yardımlarıyla da yayılmıştır. Kabir ve Nanak gibi tasavvuf ehillerinin yaymış olduğu kardeşlik ruhu Hindistan’daki katı kast sisteminin çözülmesinde yardımcı olmuştur. İki inancın karşılıklı iletişimi hayatın ve kültürün her alanında Hindu ve İslami unsurların bir sentez oluşturmasını sağlamıştır. Günümüzde de 138 milyonla dünyanın 3. büyük Müslüman topluluğu Hindistan’da yaşamaktadır.

Sihizm

Sihizm olarak geçen Sıkh Dini; Hindistan ‘da takriben 1500 ‘lü yıllarda doğmuştur. Günümüz Hint Yarımadası ‘nda diğer dinlere nazaran daha aktif ve uzlaşmaz tutumu ile gündemde kalmaya çalışan Sıkh Dini, Hint Felsefesi’nden kaynaklanan Maya ve Nirvana tasavvurlarını benimsemiş olmakla tanınmıştır. Sihizm, günümüzde Hindistan’ın dini ve siyasi hayatında önemli yerini korumaktadır.

Hristiyanlık

Hristiyanlığın Hindistan’a Güney Hindistan’da bir müddet kalan ve büyük ihtimalle de orada ölen havarilerden Thomas ile geldiğine inanılır. Fakat ülkeye gelen ilk misyonerin Bartholomeo olduğunu düşünenler de vardır. Tarihi bilgilere göre Hindistan’daki misyoner etkinlikler 1544 yılında Francis Xavier’in gelişiyle başladı. Onu başta Portekiz’den, daha sonra da Danimarka, Hollanda, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerden gelen misyonerler izledi. 18. ve 19. yüzyıllarda hem Katolik hem de Protestan misyonerler Hristiyan öğretilerini yaydılar. Bugünkü Hindistan toplumu üzerindeki modern etkilerde Hristiyanlığın payı da vardır. Hristiyan misyonerler tüm ülkede okullar ve kolejler açarak inanç ve iyi niyet mesajları yaydılar. Hristiyanlık ve öğretileri Mahatma Gandi de dahil olmak üzere birçok aydını ve düşünürü etkilemiştir. Bugün Hindistan’da 30 milyon kadar değişik mezheplerden Hristiyan vardır.

Budizm

Orta Yol Budizm, Hinduizmin bir kolu olarak ortaya çıkmış fakat zamanla tüm Asya’da yaygın hale gelmiştir. Bu inancın kurucusu Gautama Buddha’nın kişiliği ve öğretileri Japonya, Çin ve Asya’daki milyonlarca insanın hayatını aydınlatmıştır. Budizm ile Hinduizmin temel öğretileri arasında güçlü bir benzerlik vardır. Budizm devamsızlık ilkesi veya kanunu üzerine kurulmuştur. Buna göre, bazı şeyler diğerlerinden daha uzun sürse de, her şey değişime tabidir. Budizmin diğer temel ilkesi hiçbir şeyin tesadüfen meydana gelmediğini ileri süren sebep kanunudur. Tüm olayların meydan gelişlerindeki etken doğa güçlerinin yanında karmadır. Yok edilemez ruh ve yeniden doğum devr-i daimi kavramları bu iki temel felsefeden kaynaklanmaktadır. Buda, aşırı rahat düşkünlüğü ve her şeyden uzak durma iki uç nokta arasında dengeli ve ahenkli bir hayat tarzı olarak Orta Yol’u savunmuştur. Budizm dört Asil Gerçeğe dayanır: 1. Istırap evrenseldir, 2. Istırabın sebebi hırs ve aşırı arzudur, 3. Istırabın üstesinden gelinebilir ve önlenebilir, 4. Arzulardan sıyrılmak ıstırapları yok edebilir. Istırabı önlemek için kişi aşırı arzularına galip gelmelidir ki bu nirvanaya ulaşmayı ve aydınlanmanın tamamlanmasını sağlar.

NÜFUS

Hindistan 1,2 milyar nüfusu ile dünyadaki en büyük ikinci ülkedir. Son 50 yılda tıbbi gelişmeler, tarımsal verimlilik ve Yeşil Devrim nedeniyle Hindistan’da büyük bir nüfus artışı olmuştur. Hindistan’da kentsel nüfus 1991-2001 arasında %31,2 artarak çok büyük bir artış göstermiştir. 2001 yılında yapılan sayıma göre Hindistan nüfusunun %70’i kırsal kesimde, 285 milyon Hindistanlı ise kentlerde yaşıyor. Bombay, Delhi ve Kalküta Hindistan’ını en büyük üç şehridir. Hindistan’da okuryazarlık oran kadınlarda %53,7, erkeklerde %75,3 toplam nüfusta ise 64,8’dir.

KÜLTÜR

Hindistan din zenginliği ile birlikte bir kültür zenginliğine de sahiptir. Değişik dallarda kendi biçemine sahiptir.

Bunlardan bazıları:

  • Hint sineması
  • Hint mutfağı
  • Hint müziği
  • Hint dansı

Hint sineması

Hint sineması diye Hindistan yarımadasında üretilen sinema filmleri adlandırılır. Amerikan film üretiminin yanı sıra Hint Sineması sayısal olarak dünyada söz sahibi. Günde 3 film çekerek 1980’li yıllarda Amerikan Sinemasını dahi geçmişti.

Hint sineması değişik yerel prodüksiyonlar için kullanılan bir kavram. Bu prodüksiyonların genelde hem oyuncuları hem konuları hem de dilleri farklı oluyor. Buna rağmen karşılıklı fikir alışverişi oluyor. Bu produksyionların en önemlisi ve dünyada en çok tanınmışı Bollywood. Bunun yanı sıra Kollywood, Tollywood ve başka yerel prodüksiyonları da vardır.

Hint mutfağı

Hint mutfağı, genellikle bol baharatlı yemeklerden oluşan bir mutfaktır.

Tatlıdan tavuğa kadar tüm yemekler baharatlıdır. Tatlılar tarçın ağırlıklı ve tavuklar köri ağırlıklıdır. Hinduluk dini sebebiyle fazla dana eti kullanılmaz.Hint Mutfağı Tavuk eti ağrlıktadır. Aslında köri denilen bir baharat yoktur. “Köri”ler yemeğe göre değişiklik sergilemektedir. Örneğin bir tavuk ya da bir sebze yemeğinin “köri”si farklı olabilir. Hindistan’da bir restorana gidip Köri isterseniz kimse bir şey anlamaz. Genelde yemeğin sosunda “gravy” ya da “köri” denilmektedir. Diğer bütün yemekler gibi bunun adı bölgeden bölgeye değişebilmektedir.

Kuzey Hint mutfağı

Pencap mutfağı ile Babür saray mutfağının etkisi görülmektedir. Chapati, Naan ve Roti gibi ana yemekleriyle birlikte Dahi (yoğurt), Panīr (peynir) ve Ghee (tereyağı) gibi süt ürünleri, baharat olarak Kimyon, Kişniş, Tarçın ve Kakule kullanılmaktadır.

Güney Hint mutfağı

Kuzey Hint mutfağına göre daha vejetaryendir. Baharat miktarında azalma olmasına rağmen acı seviyesi daha yükselmektedir. Kuzey Hint mutfağına göre pirinç tüketimi fazla olmakla beraber, ekmeğin yerine daha çok pilav almaktadır.

Kaynak: Wikipedia dan yararlanılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir